BOYKOT KRİZİ ÇÖZMEZ
Boykotun krizi çözmek yerine daha da derinleştireceğine dikkat çeken Aydoğmuş, şu görüşlere yer verdi: “İktidarın baskı politikası ne kadar yanlışsa, muhalefetin boykot politikaları o kadar yanlıştır. Bu yaklaşımlar kutuplaştırmayı artırır, halkımızı daha çok kin ve nefrete götürür.
Ülkemizde son dönemlerde baskı politikaları ve yolsuzluk soruşturmaları yalnızca muhalefete karşı yapılmakta, buna karşılık muhalefet de firmalara ve esnafa yönelik boykot çağrıları yapmaktadır. Bu iki yaklaşımı da doğru bulmamakla birlikte, hem tek taraflı soruşturmalar hem de esnafa karşı yapılan boykot çağrıları, sorunları çözmek yerine kutuplaşmayı derinleştirir ve ekonomik krizi daha da ağırlaştırır.
Boykotlar, toplumu ikiye böler, kutuplaşmayı artırır ve esnaf ile firmaların zarar görmesine yol açar. Bu durum, hem ekonomik hem de toplumsal açıdan zararlı bir etkendir.
Ülkenin En Büyük Sorunları: Adaletsizlik ve Ekonomik Kriz
Bugün Türkiye’nin en büyük sorunlarından biri, derinleşen ekonomik kriz ve adaletsizliktir. Bu sorunlar, toplumun her kesimini etkilemekte ve gündelik yaşamı zorlaştırmaktadır. Adaletsizliği, hukuksuzluğu, halkın geçim sıkıntısını, haksız tutuklamaları ve hükümetin baskı politikalarını anayasal kurallar çerçeveside dile getirmeli bu uygulamaların ülkemize fayda getirmeyeceğini anlatmalıyız. Hukuka güvenin, toplumsal düzenin sağlanabilmesi için hayati öneme sahiptir. Adaletin ve güvenin tükendiği bir ortamda ise toplumsal huzur sağlanamaz.
Mülakat Sistemi ve Liyakat Sorunu
Ülkedeki adaletsizliklerden bir diğeri de mülakat sistemiyle gençlerimizin liyakat yerine sadakate dayalı olarak kamu kurumlarına alınıyor olmalarıdır. Yıllarca eğitim alıp yüksek puanlar elde eden gençler, mülakat yoluyla haksızca elenmektedir. Liyakat, toplumların kalkınmasının temelidir. Mülakat sistemi, kamu kurumlarındaki verimliliği düşürmekte ve toplumda adaletsizliği pekiştirmektedir. Adaletin olmadığı bir yerde, ne ekonomi düzelir ne de toplumsal huzur sağlanabilir.
Çiftçilerin Zorlukları ve Tarım Politikaları
Çiftçilerimiz de büyük zorluklarla karşı karşıyadır. Artan maliyetler, yüksek mazot ve gübre fiyatları, plansız tarım politikaları ve ithalata dayalı ekonomi, çiftçilerin üretim yapmalarını neredeyse imkansız hale getirmiştir. Kendi çiftçisini desteklemeyen, üretimi teşvik etmeyen bir anlayışla ülkemiz, gıda güvenliği açısından büyük bir risk altındadır. Tarım sadece çiftçilerin değil, tüm toplumun meselesidir çünkü gıda fiyatlarındaki artış doğrudan vatandaşın sofrasına yansır.
Emeklilerin Geçim Sıkıntısı
Bir diğer önemli mesele ise emeklilerimizin yaşadığı geçim sıkıntısıdır. Yıllarca çalışarak ülkemize emek veren milyonlarca emekli, bugün açlık sınırının altında maaşlarla yaşamaktadır. Hayat pahalılığı, sağlık hizmetlerine erişim zorlukları ve sosyal hakların yetersizliği, emeklilerimizi zor bir yaşam sürmeye mahkûm etmektedir. Emekliler, hayatlarının bu döneminde rahat bir yaşam sürmeyi hak etmektedirler. Onların insanca yaşayabileceği maaşlar alması ve sağlık hizmetlerinden eşit şekilde faydalanabilmesi devletin temel sorumluluklarındandır.
Yolsuzlukla Mücadele ve Temiz Eller Operasyonu
Yolsuzlukla mücadele, yalnızca muhalefet için değil, iktidar için de aynı kararlılıkla yapılmalıdır. Kamu kaynaklarının adil ve şeffaf bir şekilde kullanılabilmesi için kapsamlı bir "Temiz Eller Operasyonu" başlatılmalıdır. Yolsuzluk iddiaları sadece muhalefet mensupları hakkında değil, iktidar mensupları hakkındaki iddialar da titizlikle araştırılmalıdır. Devlet, tüm kurumlarında yolsuzlukla mücadeleyi kararlılıkla yürütmeli ve kamu malına zarar veren herkes hesap vermelidir. Yolsuzluğa karışan hiçbir kişi ya da yapı korunmamalıdır. Adaletin sağlanabilmesi için tüm kesimlere eşit mesafede durulmalı, kimseye ayrıcalık tanınmamalıdır.
Yanlış Yöntemler: Boykot ve Zorlayıcı Politikalar
Hem iktidar hem de muhalefet, yanlış bir yol izlemektedir. Boykot çağrıları kadar, protestoları bir terör eylemi gibi gösterip genç insanlara terörist muamelesi yapmak da yanlıştır. Gece yarısı evlerinden alınıp tutuklanan insanlar, haksız yere cezalandırılmaktadır. Bu tür uygulamalar kimseyi haklı çıkarmaz ve toplumu daha da kutuplaştırır. Ülkemizin faydası adına, bu tarz yaklaşımlar yerine yapıcı çözümler geliştirmek gerekmektedir.
Çözüm: Adalet, Hukuk ve Ortak Akıl
Çözüm, ötekileştirmek, cezalandırmak ya da baskı kurmak değil; ortak akılla hareket ederek adil, özgür ve demokratik bir ortam inşa etmektir. Mülakat sistemi gibi liyakati yok eden uygulamalar kaldırılmalı, çiftçilere gerekli destek sağlanmalı, emeklilerin insanca yaşayabileceği maaşlara kavuşması sağlanmalıdır. Yolsuzlukla etkin bir şekilde mücadele edilmeli, üretim teşvik edilmeli ve gençlerimize hak ettikleri fırsatlar verilmelidir.
Toplumun her kesimine eşit muamele yapılması, Türkiye’nin daha güçlü, huzurlu ve müreffeh bir geleceğe taşınmasının tek yoludur. Ancak bu şekilde, ülkemizi hak ettiği yerli ve küresel başarıya ulaştırabiliriz."